Amazon, Çin Pazarında Neden Başarısız Oldu? (Her Şey Tecrübe Değilmiş)

Amazon, Çin Pazarında Neden Başarısız Oldu? (Her Şey Tecrübe Değilmiş)

Amazon, Çin Pazarında Neden Başarısız Oldu? (Her Şey Tecrübe Değilmiş)…

Dünyanın en büyük e-ticaret devlerinden Amazon, zamanında Çin pazarında başarısız olmuş ve çekilmek zorunda kalmıştı. Peki bu olayın arkasında hangi sebepler yatıyor?

Amazon denince aklımıza dünyanın her yerine ulaşan, lojistik harikası devasa bir alışveriş ağı geliyor ama iş Çin’e gelince durumlar biraz karışık. Küresel çapta ne kadar güçlü ve baskın olursa olsun, e-ticaret devi Amazon Çin pazarında tutunamadı ve sonunda büyük ölçüde çekilmek zorunda kaldı.
Peki milyar dolarlık bu dev şirket nasıl oldu da Çin’de istediği başarıyı elde edemedi? Bu başarısızlığın arkasında sadece güçlü rakipler değil, aynı zamanda kültürel uyumsuzluklar, yanlış stratejiler ve pazarın baş döndürücü hızına yetişememe gibi oldukça ilginç sebepler yatıyor.
Güçlü yerel rakiplerin baskınlığı

Amazon’un başarısızlığındaki en büyük etkenlerden biri, karşısında Alibaba ve JD.com gibi inanılmaz güçlü yerel devlerin olmasıydı. Amazon 2004 yılında pazara girdiğinde, bu şirketler zaten Çinli tüketicinin kalbini kazanmış, güvenini sağlamış ve alışkanlıklarını çoktan belirlemişti.
Özellikle Alibaba, sunduğu inanılmaz ürün çeşitliliği ve çok agresif fiyat politikalarıyla Amazon’a neredeyse hiç nefes aldırmadı. Yerel rakipler pazarın dilinden, kültüründen ve ihtiyaçlarından o kadar iyi anlıyordu ki Amazon’un küresel stratejileri bu yerel hâkimiyet karşısında sönük kaldı ve rekabet edemez hâle geldi.


Tasarım ve kullanıcı deneyimi uyuşmazlığı

Bir diğer kritik sebep ise Amazon’un “kopyala-yapıştır” mantığıyla hareket ederek Batı’daki iş modelini birebir Çin’e taşımasıydı. Amerikalı ve Avrupalı kullanıcıların sevdiği o sade, minimalist, temiz ve metin odaklı site tasarımı, Çinli tüketicilere hiç hitap etmedi. Çin’deki alışveriş severler daha renkli, hareketli, bol görselli ve canlı sayfaları seviyordu.

Ayrıca Çin’de satıcıyla anlık sohbet etmek alışveriş kültürünün olmazsa olmazıyken, Amazon bu konuda çok mesafeli ve soğuk bir duruş sergiledi. Kullanıcı arayüzünü yerelleştirememek, markanın Çinli kullanıcılarla duygusal bağ kurmasını engelledi.
Hız ve lojistik konusunda yetersizlik

Hız faktörünü de kesinlikle atlamamak gerekiyor çünkü Çin’de e-ticaret lojistiği ve teslimat standartları dünyanın geri kalanından çok daha ileride bir seviyede. Amerika’da “iki günde teslimat” büyük bir ayrıcalık veya başarı sayılırken, Çinli rakipler aynı gün, hatta saatler içinde teslimat yapabiliyordu.
Amazon kendi lojistik ağını kurmaya çalışsa da JD.com gibi rakiplerin kurduğu o muazzam ve süper hızlı dağıtım ağıyla baş edemedi. Çinli tüketici daha hızlısı ve pratiği varken beklemek istemedi, bu da Amazon’un tercih edilme oranını ciddi şekilde düşürdü.
Yönetimsel hantallık ve fiyat savaşları

Son olarak yönetimsel hantallık ve katı fiyat politikaları da Amazon’un sonunu hazırlayan faktörlerdendi. Çinli şirketler pazar payı kapmak için çok uzun süreler zararına satış yapmaktan çekinmezken, Amazon kârlılığı ön planda tuttuğu ve hissedarlarına karşı sorumlu olduğu için bu çılgın fiyat indirimlerine ayak uyduramadı.


Üstelik kararların Çin’deki yerel ekipler yerine Amerika’daki merkezden alınması işleri inanılmaz yavaşlatıyordu. Rakipler anlık strateji değiştirirken Amazon onay beklemekle vakit kaybediyor, bu da pazarın dinamizmine ayak uydurmasını imkansız hâle getiriyordu. E tüm bu sebepleri göz önünde bulundurunca da çekilme kararı şaşırtıcı olmadı…

Kaynak: WebTekno.Com Read More

 

Toplumsal yaşamda bilgiyi, bilim ve teknolojiyi egemen kılamadığımız için sorunlar yaşamaktayız. Bilginin, bilim ve teknolojinin kaynağı mesleki ve teknik eğitim kurumları ve özellikle de Teknik eğitim veren üniversiteler, Meslek Yüksek Okullarıdır.

Bilim ve Teknoloji ne anlam ifade ediyor?

Eğitim sistemimizde, Mesleki ve Teknik Eğitimi öne çıkaracak, mezunlarına da istihdam sağlanacak biçimde yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Çoğu işçi, memur, çiftçi, emekli, dar gelirli ailelerin evlatları olan büyük umutlarla zor koşullar altında 2 yılda olsa mesleki eğitimlerini tamamlamış mezun olmuş “tekniker”ler iş arayan değil, işletmeler kuran, üreten istihdam sağlayan girişimciler olmalıdır.

Potansiyelimizi harekete geçirin 

Bilimsel bilgiyi kullanmak, daha çok bilmek ve bilgiye sahip olmak istemek hayatta muvaffakiyet bahtımızı arttırır. Bilimin emeli insan hayatını kolaylaştırmak ve Dünya’yı daha yaşanabilir bir hale getirmektir. Bunu muvaffak olan toplumlar Dünya’nın önde gelen toplumları olacaktır. Türkiye’nin yüksek öğrenimli teknik eleman potansiyel Teknikerler görev beklemektedir. Potansiyelimizi harekete geçirmek ülkemizi daha yukarıya taşıyacaktır.

Teknoloji Üniversitelerine dönüşüm ve teknolog unvanı 

Teknoloji bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aygıtları kapsayan bilgi, uygulama bilimi olup ayrıca, bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgidir.  Dolayısıyla Meslek Yüksek Okulları Teknik branşları “teknoloji üniversitelerine dönüştürülmeli” 2 yıl üniversite teknik eğitim mezunları “teknikerlere”  de “teknolog” unvanı verilmelidir.

 

Bilimi kullanın!

İnsanların deney ve gözlem yaparak sahip oldukları bilgi birikimine “Bilim” denir. Bil sözcüğünden türetilmiştir, hafızada iz bırakan manasına da gelir.

İnsanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yeteneklere ise “Teknoloji” denir. Teknoloji,  ayrıca bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini kullanılan araç gereç ve aletleri kapsayan bilgidir.

Ferdi ve toplumsal olaylara mantıklı çözümlerin üretilmesindeki tek yol bilimi kullanmaktır. İlmi düşünce ve araştırma metotlarının uygulanması toplumları yenilikçi kılar.

Her mesele bilimle çözülmüştür. İlmi bulgular toplumların gelişmesini ve bugünkü çağdaş şeklini almasını sağlamıştır.

Teknolojik gelişme

Teknolojik gelişme, toplumsal ve ekonomik değişmenin başlıca nedenlerinden birisidir. Hızlı teknoloji, toplumun ekonomik ve sosyal yapısının da hızla değişmesine neden olur. Teknolojik değişme aynı zamanda iktisadi kalkınmanın temel kaynaklarından birisidir. O bakımdan gerek gelişmekte olan ülkeler, gerekse gelişmiş ülkeler ekonomik verimliliklerini yükseltmek ve hızlı bir büyüme gerçekleştirmek için teknolojiye büyük önem verirler. Az gelişmiş ülkeler, kalkınmaları için gerekli olan teknolojiyi kendileri üretemedikleri sürece sanayileşmiş ülkelerden ithal etmek durumundadırlar.

Teknolojiyle bilgi üretimine geçiş

Bilgi toplumu, iletişim-bilişim devriminin en somut görüntüsüdür. Bilgi toplumunda teknoloji sayesinde bilgi üretimi önem kazanmıştır.

Bilişim teknolojilerindeki değişim ve hızın, sosyal yapıyı çok hızlı bir değişim sürecine sokmuş olması bir gerçektir. Bununla birlikte Sosyal değişimin çok hızlı olması, bireysel ve toplumsal hayatın parçalanmasını da hızlandırmaktadır. Bu parçalanmalar bireyde olduğu kadar onun aile hayatında, eğitim de, siyasal, hukuksal alanda da ortaya çıkabilmektedir.

Elbette ki bilgi toplumunun bireyler ve toplumlar için yukarıda da açıklanan çok önemli yararı olmuştur ve olacaktır.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerin sorunları daha da artmıştır. Bir yandan sanayileşme sürecini tamamlayamamış olmanın sıkıntılarını yaşarken, diğer yandan da teknoloji üretememenin sorunları ile dışarıdan alınan teknolojilerin kendi ideolojileriyle uyumsuzluğunun ortaya çıkardığı bunalımlar nedeniyle sorunlar yaşamaktadırlar.

Türkiye’de bilişim teknolojileri

Türkiye’de bilişim teknolojileri kullanılmaktadır. Bilgisayar, cep telefonu, vb. teknolojik araçların bir amaç değil bir araç olduğunu anlayamıyoruz. Bunları gösterişten çok bize sağlayacağı yararları göz ardı edebiliyoruz.

 

Teknikerler Birliği Ordu İl Temsilcisi ve Ünye Fen Adamları Derneği Başkanı olarak yaptığımız araştırmalardan edindiğim bilgi ve çıkarılan sonucu siz değerli

Mesleki ve Teknik Eğitim

İnsanlar ilmi düşünme eksikliği ve teknoloji geri kalmışlık yüzünden diğer milletlerden geri kalır. Bu nedenledir ki gelişmiş ülkelerde hükümetlerin öncelikli politikalarının başında Mesleki ve Teknik Eğitim gelmektedir. Ancak gelişen büyüyen, genç nüfusuyla öne çıkan ülkemizde maalesef üniversite teknik eğitimi alan 2 milyon nitelikli teknik eğitimli “teknikerler”  görünmezlikten geliniyor. Eeee sonuç ne oluyor? Millet uzaya üst kurarken, bizler neyi nasıl yapabiliriz? Yapabilir miyiz? Tartışmalarını yapıyoruz.

Teknikerler yetki ve görev beklemekte

Bu tür tartışmalar meselelerin oluşması toplumda ekonomik ve sosyal meseleleri da beraberinde getiriyor. Üniversite mezunu teknik eğitim almış genç, üretken tekniker meslektaşlarımız, aldıkları teknik eğitim dışındaki başka mesleklere yöneliyor. Hatta üzülerek ifade ediyorum ki;  bu arkadaşlarımız bunalıma giriyor, kahve kağıt, işçi kumar v.b. gibi kötü alışkanlıklara yöneliyor. Genç, dinamik, nitelikli genç nüfusumuzu sadece istatistiki göstergelerde varlığını görüyoruz. Oysa teknik eğitim almış 2 milyon tekniker, ülke ekonomisine bilim ve teknolojik yönden katkıda bulunmak, üretmek, istihdam yaratmak için sesini duyurmaya çalışmakta, yetki ve görev beklemektedir.

Bilim yaratıcılığın ürünüdür. Yaratıcılık da hayal gücü ve düşünceyle alakalı bir kavram olduğuna göre bilim insanın duygularında başlar diyebiliriz.

Her şeye rağmen, tüm engellemelere rağmen ülkemizin kalkınması için, insan yaşamını kolaylaştırmak için projeler yapmaya üretmeye devam ediyoruz.

Yeter ki teknikerlerin önünden engelleri kaldırın. Teknikerlere yetki verin. Bakınız göreceksiniz neler yapılacaktır. Potansiyelimizi harekete geçirmek, inanın ülkemizi daha yukarıya taşıyacaktır.

İnsana, bilgiye, teknolojiye yatırım yapmadıkça da Türkiye’nin bilişim ve teknoloji alanında diğer gelişmiş ülkeler ile yarışması zordur. Gelişmiş ülkelere bakıldığında Mesleki ve teknik eğitimin hükümetlerin öncelikli politikaları arasında olduğu görülmektedir.

Bilim ve Teknoloji bakanımıza, Milli Eğitim Bakanımıza ve YÖK başkanımıza hatırlatıyoruz. Ülkemizde de insana, bilgi ve teknolojiye yatırım yapılırken kaynaklarını öncelikle teknik eğitim ve öğretime, genç beyinlere ayırmalıdır.

Sorun sadece bireyler açısından değil, devlet açısından da önem taşımaktadır. Dış ticarette tekstile verilen önem, bilişim teknolojilerine de verilmesi yabancı yatırımın da artmasını sağlayacaktır.

Dünyadaki değişmeler paralelinde Türkiye’de de bazı değişmeler gerçekleşmelidir. Örneğin bilim teknolojilerinin ve makineye yapılan bir yatırım olarak değil, insana yapılan bir yatırım olarak kabul edilmesi gerekir.

Çok önemli olan Bilim ve Teknoloji Haftası’nda bilim ve teknolojinin, teknik eğitimin ne kadar önemli olduğunun bilincine varılmasını ve gelecek günlerin teknikerlerin mesleki yetki ve sorumluluklarının belirlendiği umut ve beklentilerimizin gerçekleşmesini, aldığımız mesleki eğitim ve bilgilerimizin ülkemiz ekonomisine katkı olarak dönmesini istiyoruz.

Diyar21 News
Kandilli son depremler listesi için TIKLAYIN
AFAD son depremler listesi için TIKLAYIN
DEPREM iLE iLGiLi HABERLER

CANLI SKOR

Bir yanıt yazın